Depremde evi yıkılan vatandaşın hakları neler? Kimler hak sahibi sayılacak?
Depremde oturduğu ev yıkılan kiracı ya da o gün evdeki misafir de “hak sahibi” olacak mı?
Kıymetli Dostlar merhaba, Ben Av. Ahmet Burak YALÇIN.
Sözlerimize başlamadan evvel, 6 Şubat 2023 tarihinde gerçekleşen, Kahramanmaraş ve
Malatya merkezli on ilimizi vuran depremde kaybettiğimiz vatandaşlarımıza Yüce Allah’tan rahmet,
yakınlarına baş sağlığı, yaralılarımıza ise acil şifalar diliyoruz. Kelimelerin kifayetsiz kaldığı bu elim
hadisede, sorumluların en kısa zamanda, en ağır cezaları almaları yönünden biz hukukçular olarak
elimizden geleni yapacağımızın sözünü vererek, bu hususta şimdiden harekete geçtiğimizin bilgisini
sizlerle tüm saygımızla paylaşmak istiyoruz.
Vatandaşlarımıza bir nebze ışık tutmak maksadığı ile, ilmimiz çerçevesinde, çeşitli hukuk
alanları yönünden Deprem Hukuku’nu bu içeriğimizde ele almaya gayret edeceğiz.
İçindekiler
– Kimler Hak Sahibi ?
Öncelikle, depremden zarar gören vatandaşlarımızın kanun ile koruma altına alınan bir
kısım önemli hakları mevcut. 7269 sayılı “Umumi Hayata Müessir Afetler Dolayısiyle Alınacak
Tedbirlerle Yapılacak Yardımlara Dair Kanun”un 29. Maddesi’nde, ‘Yıkılan, yanan veya ağır
hasara uğrayan veya uğraması muhtemel olan binalarla imar planları gereğince
kamulaştırılmasında zorunluluk bulunan yerlerdeki binalarda oturan ailelere hak sahibi olmak
şartıyla konut yaptırılır veya kredi verilir’ şeklinde bir düzenleme yer almaktadır. ‘Hak sahibi’
sayılmanın şartları ise Afet Sebebiyle Hak Sahibi Olanların Tespiti Hakkında Yönetmelik’te detaylı
açıklanmıştır. Örneğin, kiracı ve misafir konumunda olan kişiler hak sahibi sayılamazlar. (Md.15)
– “Hak sahipliği” için başvurusu nereden yapılabilir ? E-Devlet üzerinden mümkün
müdür ?
Öncelikle belirtmek isteriz ki, Konut Hakkı anayasal bir haktır.
Anılan yönetmelik dahilinde, afet sebebiyle, kendilerine ait konutları yıkılan, yanan veya
oturamayacak derecede ağır hasar gören afetzede aileler “Hak sahibi” sayılır ve bu ailelere yeniden konut
yapılır veya konut kredisi verilir (Md. 4/1-a). Hak sahipliği başvurusu, e-Devlet üzerinden
yapılabilmektedir ve doğruluğu tarafımızca teyit edilmiş başvuru linki şöyledir:
https://www.turkiye.gov.tr/afet-ve-acil-durum-yonetimi-afetzede-hak-sahipligi-basvurusu-sorgulama
“Hak sahipliği” ya da hasar tespiti konusundaki itirazlarınız var ise, buna ilişkin olarak
idari yargı yoluna başvurulabilirsiniz.
– Depremde Uğranılan Zarara Yönelik Tazminat Davası Açılabilir mi ?
Kalitesiz veya eksik malzeme kullanımının yıkıma sebebiyet verdiği hadiselerde, Fenni
Mesul Mühendis, inşaat ustası, bina sahibi ve müteahhit, uğranılan zarardan sorumludurlar. Bu nedenle,
delillerin karartılmaması maksadı ile savcılıkların derhal ve re’sen harekete geçmesi, bu yönde bir
eksiklik halinde ise, hak sahiplerinin de bir an evvel yapılacak hukuki tespitler için müracaat etmesi
gereklidir.
Öte yandan, devletin deprem nedeniyle ortaya çıkan zararları belli bir çerçevede tazmin
yükümlülüğü ve bu kapsamda, kişilerin idareye karşı yargı yoluna başvurma hakkı bulunmaktadır. İdari
Yargılama Usulü Kanunu’nda düzenlenen idari dava türlerinden biri, idareye karşı açılacak ve tazminat
talep edilebilen tam yargı davasıdır. Bu davalar, idarenin eylem veya işlemleri sonucunda ortaya çıkan
gerek maddi gerek manevi zararların tazmini için açılabilmektedir. Bu davaları açma hak ve yetkisi,
yalnızca idari işlem ve eylemlerden ötürü hakları ihlal edilen kişilere aittir. Kişilik haklarına olan
saldırının idare tarafından gerçekleştirilmesi halinde manevi zarar, idare mahkemelerinde tam yargı
davası adı altında talep ve dava edilebilir. Mahkemenin, manevi tazminat talebini kabul edebilmesi için
bir zarar söz konusu olmalı, bu zarar idarenin eylem veya işleminden kaynaklanmalı, ayrıca ortaya çıkan
zarar ile idarenin eylem veya işlemi arasında illiyet bağı bulunmalıdır.
İdari Yargı davalarının üst mahkemesi olan, Danıştay’ın bir kararında, deprem
kuşağındaki bölgede, deprem gerçeği veri alınarak, yerleşmelerle ilgili alanların belirlenmesi, bu
alanlarda yapılaşmada idarenin olumsuz eyleminin bulunması durumunda, depremin mücbir sebep
olduğunun ve illiyet bağının kesildiğinin kabulü mümkün değildir diyerek, İdareyi sorumlu tutmaktadır.
– Depremden Doğan Zararlarda Tazminat Davası Zamanaşımı Süresi Ne Kadardır ?
Konuya ilişkin hukuki düzenlemelerin teferruatını kenarda tutacak olursak, bir Yargıtay
Hukuk Genel kurulu Kararında, binaların kaç yıllık olduğunun hiçbir önemi olmaksızın, depremin
meydana geldiği andan itibaren zamanaşımı süresinin işlemeye başladığını kabul etmektedir.
Zamanaşımı süresini Kahramanmaraş merkezli deprem üzerinden değerlendirdiğimizde, aynı zamanda
konusu suç teşkil eden bu eylemler nedeniyle uzamış zamanaşımının söz konusu olduğunu, kalitesiz ve
eksik malzeme kullanımının yıkıma sebebiyet verdiği hadiselerde bilinçli taksirle ölüme sebebiyet verme
suçundan sorumlu olunacağını, bunun da 15 yıllık zamanaşımı süresine karşılık geldiğini ifade edelim.
Şimdilik bir girizgahtan ibaret olan bu içeriğimizi ilerleyen dönemde Özel Hukuk, Ceza
Hukuku, İdare Hukuku, Sağlık Hukuku, Vergi Hukuku, yönlerinden daha kapsamlı şekilde ele almaya
gayret edeceğiz.
Nesilden nesile miras kalan birlik ve beraberliğimizi sürdürerek, yaralarımızı birlikte
saracağız ve biz hukukçular olarak, yurttaşlarımızın haklarına her daim sahip çıkacağız





