Yıllar süren davalar, yüksek enflasyon ve düşük faiz karşısında alacağınız eriyip gittiğini
düşünebilirsiniz. Ancak, bu içeriğimizden sonra, fikriniz değişebilir. Aşkın Zarar Kavramıyla, tekrar
birlikteyiz.
Öncelikle, mahkemelerimizin iş yükü ile şişmiş olması, iki celse arasının 8 10 ayı bulur
hale gelmesi ve buna bağlı olarak, yargılamanın uzun yıllar alması, inanın sizler kadar bizlerin de
muzdarip ve müteessir olduğumuz bir durum. Uzayan yargılama safhalarına yönelik sohbetimizi başka
bir zamana bırakıp, konumuza dönecek olursak, ülkemizin de maalesef dönem itibariyle içinde yer aldığı
yüksek enflasyon oranları ve döviz kurlarındaki olağanüstü değişimler nedeniyle geç tahsil edilen
alacaklar, alacak davası sonrası gecikme faiziyle birlikte tahsil edilse bile, alacaklının zararını
karşılamaya yeterli olmayabiliyor. İşte burada devreye giren Munzam Zarar, güncel mevzuattaki karşılığı
ile, Aşkın Zarar kavramı, vaktinde ödenmemiş bir borcun daha sonradan ödenmesi halinde, gecikme
faizinin zararı karşılamaya yetmediği durumlarda kullanılabilecek ve sizi yeniden iktisadi refaha
kavuşturacak bir hukuki müessese!
İçindekiler
– Munzam Zarar Ne Demek?
Munzam, kelime anlamı itibariyle katılmış, eklenmiş anlamına gelmektedir. Kelime anlamına uygun
olarak munzam zarar, borçlunun vaktinde ödeme yapmamış olması nedeniyle, alacaklının uğramış
olduğu asıl zarara eklenen, katılan zarardır. Güncel kanun ile bu kavramın yerine kullanılan aşkın zarar
ifadesi, öncekine göre daha sade ve daha belirgin olmakla birlikte, aynı hukuki kurumu ifade etmektedir.
– Munzam Zararın Niteliği Nedir?
Borçlunun ödemeyi geciktirmesi, hukuki tabiri ile temerrüde düşmesi halinde kanun, temerrüt faizi
işletilmesi yolunu düzenlemiştir. Ancak, az evvel belirttiğimiz üzere, gecikme faizi, gerçekte
uğranılan zararı veya yoksun kalınmış kazancı tek başına karşılamaya yetmeyebilir. Dolayısıyla
temerrüt faizini aşan zararlardan ötürü, aşan kısım üzerinden munzam zararın tazmini için bir dava hakkı
doğar. Bu tazminat talebi, temerrüt faizi gibi asıl borca bağlı feri bir alacak değildir. Asıl alacaktan
tamamen bağımsız olarak istenebilen, yeni bir tazminat talebidir.
– Aşkın Zarar Tazmininin Şartları Nelerdir?
Para borçlarında munzam zararın talep edilebilmesi için ön koşul, borçlunun asıl borcu ödemede
temerrüde düşmüş olmasıdır. Para borcunun kaynağının ne olduğu önemli değildir. Bu kapsamda borç
haksız fiil, sebepsiz zenginleşme veya sözleşmeden kaynaklı olabilir. Ön koşula ek olarak, dikkat
edilmesi gereken üç husus daha vardır :
– İlk olarak, eldeki zarar, temerrüt faizi ile giderilemeyen bir zarar olmalıdır. Temerrüd faizi, bu
içeriğimizi oluşturduğumuz tarih itibariyle temerrüd faizi, sözleşmeyle belirlenmemişse yüzde 9, ticari
işlerde ise yüzde 15,75 olarak uygulanmaktadır. Bu kapsamda, somut olayda uygulanan temerrüt faizinin,
kanuni faizden farklı öngörülmüş olması, bizi istediğimiz menfaate kavuşturmuş sayılmaz. Dava konusu
borca uygulanan her türlü gecikme faizini aşan kısım, aşkın zarar sayılır kabul edilebilir ve mütemerrid
borçludan istenebilir.
– İkinci olarak, borçlunun temerrüde düşmesi ile aşkın zararın gerçekleşmesi arasında illiyet bağı
olmalıdır. Yani borçlu, ifada geciktiği için alacaklı zarara uğramış olmalıdır.
– Son olarak, kanun hükmünde açıkça ifade edildiği üzere, borçlunun temerrüde düşmekte kusurlu
olmadığını ispatlayamamış olması gerekir. Eğer borçlu ifanın gecikmesinde kusurlu değilse, munzam
zarardan bahsedilemez. Çünkü munzam zarar, kusura dayalı bir tazminat alacağıdır.
– Yüksek Enflasyon Munzam Zarar Oluşturur Mu?
Kesinlikle! Yüksek Enflasyon, Munzam Zararın başlıca nedenlerinden biridir. Bilindiği üzere, enflasyon
paranın alım gücünü azaltan bir ekonomik süreçtir. Dolayısıyla alacaklı kişi, alacağını geç tahsil ettiğinde
elde edeceği para ile alacağını zamanında tahsil etmiş olsaydı elde edeceği kazanç arasında, alım gücü
yönünden farklılıklar söz konusu olabilmektedir. Bu nedenle faiz alacağı, gerçek zararı karşılamaya
yetmiyorsa, haliyle aşkın zarar gündeme gelebilir.
– Enflasyon Nedeniyle Oluşan Zararlar İçin Dava Açılabilir Mi?
Bu noktada tartışmalı olan husus enflasyonun tek başına aşkın zarar oluşumunu ispat etmeye yeterli olup
olmadığı hususudur. Doktrin ve Yargıtay kısa süre önceye kadar enflasyon nedeniyle uğranılan zararın
somut olarak da alacaklıyı zarara uğrattığının ispat edilmesi gerektiği görüşündeydi. Yani alacaklı,
enflasyon sebebiyle munzam zarara uğradığını, alacağını vaktinde almış olsaydı malvarlığını arttırıcı
girişimlerde bulunacağını somutlaştırmak ve ispat etmek zorundaydı. Ancak kısa süre önce Yüksek
Mahkeme, Anayasa Mahkemesi’nin bireysel başvuru neticesinde verdiği bir karara dayanarak bu
içtihadını terk etmiştir. Mevcut durumda herkesçe bilinen yüksek enflasyon oranlarının varlığı tek başına
yeterli kabul edilmekte ve alacaklının ayrıca aşkın zarara neyin sebebiyet verdiğini ispatlaması
aranmamaktadır. Ülkemiz şartları düşünüldüğünde, uygun olan çözümün bu yeni yoldan geçtiği
kanaatindeyiz.
– Kur Değişikliği Munzam Zarar Oluşturur Mu?
Yabancı para borçlarında kur değişikliği, alacağın Türk Lirası olarak miktarını değiştireceğinden aşkın
zarar gündeme gelebilir. Ancak bu durum oldukça istisnai hallerde söz konusu olabilir. Çünkü yabancı
para, Türk Lirası karşısında değer kazandığı takdirde alacaklının yabancı para üzerinden alacağı para da
değer kazanmış olacağı için, aşkın zarar tazminatı istenemez. Buna rağmen kur değişikliği nedeniyle,
temerrüt faizi ile karşılanamayan bir zarar olduğu ispatlanabilirse, aşkın zarar gündeme gelebilir.





